FİL SENİN, HAYAT SENİN

Her sabah çocukluğumuzu daha da özler bir şekilde uyanıyoruz. Her gün diğerinden daha da umutsuzluk dolu. Sabah bültenleriyle başlayan tatsız haberler tüm günümüzü etkisi altına alıyor ve akşam bültenleri de farksız… Dünyanın içinde bulunduğu durum pek iç açıcı değilken bir de kendi iç dünyamızın dağınıklığı hayatı zorlaştırmaya devam ediyor.

Peki tüm olanlardan kendimizi soyutlamak, onlar yokmuş, hiç olmamış gibi davranmak bazılarımıza bir çözüm gibi gelse de acaba doğru olan bu mu?

Sorunlar bazen evimizin ortasındaki kocaman pembe bir fil kadar belirginken bizler onu görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Gözlerimizi, kulaklarımızı kapatıp kendimizi o filin yokluğuna inandırıyoruz.

Şimdi, hayatınızdaki her bir sorun için bir fil hayal edin! Nasıl ki tüm sorunlarınız gün boyu sizlerle, her düşüncenizin içinde var olmaya devam ediyorsa o filleri de peşinize takın ve kalabalık bir sokakta yürümeye başlayın…

Evet, evet… Siz ve filleriniz, arkadaşınız, komşunuz, ve onların filleri, patronunuz ve onun filleri de orada! Karmaşayı görebiliyor musunuz? Her birimizin çarpıştığı yetmezmiş gibi bir de peşimizden sürüklediğimiz onlarca fili çarpıştırıyoruz.

Aslında yaptığımız şey gerçekten tam da bu. Sokakta sinirli sinirli yürüyen insanlar, öfkesini kasadaki bozuk paralardan çıkaran esnaf, sabırsız otobüs şoförü, gergin müdürünüz… Hepimiz sorunlarımızı hayatımızın her köşesine farkında olmadan taşıyoruz ve kocaman bir kargaşa yaratıyoruz. Fikirlerimizi değil, sorunlarımızı çarpıştırıyoruz.

İç dünyamızdaki kargaşayı yatıştırmak, yokmuş gibi davrandığımız her sorunun varlığını kabullenmekle başlıyor. Sorunlarımızın üzerindeki sihirli örtüyü kaldırdıktan sonra hepimizin çözüm şekillerinin farklı olacağı şüphesiz. Kimimiz meditasyon yapacak, kimimiz en yakın arkadaşıyla telefonda saatlerini harcayacak, kimisi belki de yalnız kalıp denize karşı yürüyecek saatlerce.  Bazılarımız eline kağıt kalemi alıp yazmaya başlayacak, bazılarımız saksıdaki çiçeklerini sularken düşüncelere dalacak… Ama günün sonunda her biri daha hafiflemiş ve farkında olacak.

Sevgili okur sen de hayatının ortasındaki fili görmezden gelmekten vazgeç. Ve kahveni yudumlarken çözümün yine senin elinde ve sana kalmış olduğunu hatırla…

Fil senin, hayat senin!

Bütün fillerden uzaklara uçabilmen dileğimle…

(Bu güzel yazı için Değerli arkadaşım Dinur’a teşekkür ederim.)

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: