Atanamayan Öğretmenler

Sorunun kaynağı nedir?

Ülkemizde üniversite sayılarının hızlı ve plansız şekilde artması, farklı iş alanlarına göre planlama yapılamaması ve eğitim kalitesinin hızlı şekilde düşmesi kaynak israfına neden olmaktadır. Torpil, eş, dost, akrabağ, dayı, yandaş gibi unsurlar dahil edildiğinde normal bir insanın kamuda sektöründe iş bulması neredeyse imkansız hale gelmektedir.

Sorun neden devam ediyor?

Şu an itibari ile 600-700 bin atanamayan öğretmen umutla KPSS beklemektedir. Ama ne hikmetse yapılan mülakatlarda yüksek puan alanlar bile elenmektedir. Bu durum aslında ilgili alanlarda tekerrür etmektedir. Konu sadece atanamayan öğretmenler sorunu değildir. Her vatandaşımızın lise mezunu olma şartı durumu giderek içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Belli bir alanda yetişen meslek erbabı artık tarihe karışmak üzeredir. Bu ülkenin çöpçüye, çiftçiye, çobana, meslek alanlarında yetişmiş çıraklara da ihtiyacı vardır. Bundan 30-40 yıl önce kendi kendimize yeten hatta tarım ürünleri ihraç eden bir ülke iken ne yazık ki hayvansal ürünleri ve tarım ürünlerini dışarıdan ithal eden bir ülke durumuna geldik. Çünkü gençlerimiz 18-20 yaşına kadar zorunlu eğitime devam ediyor ve sonrasında da 23-27 yaşına kadar askerlik ve üniversite gibi sebeplerden ötürü üretime katkı sağlamıyor. Plansız ekonomideki gelişmelerin nüfus artışı ile paralel olmaması çocukluktan itibaren bahsedilen işleri yapacak insanların küçük yaştan bu işlere başlamaması sebebiyle bu insanlar büyüdükten sonra bahsi geçen durumun karanlık geleceği haline geliyorlar.

Neler yapılmalı?

Neden atanamayan öğretmenler konusu içinde olayı bu kadar geniş aldım biliyor musunuz? Sadece öğretmenler değil, her alanda iş bulamayan üniversite mezunu vatandaşlarımız var. İstatistiklere göre yüzde 35 civarında yüksek eğitim insanımız iş bulamamaktadır ve umutla oyalanıp beklemektedirler. Kimisinin bu bekleyişi umutsuzca bitmekte bu yüzden canına kıymaktadır. Ne yazık ki bunları biliyoruz, duyuyoruz, üzülerek şahit oluyoruz. Olumsuz tabloyu çizdikten sonra çözümün ne olması gerektiği konusuna gelelim. Ülkemizde işlenmeyen tarım alanları, yok olmak üzere olan hayvancılık ve aklımızın alamayacağı kadar çok olan diğer ticari fırsat alanları boş bir şekilde durmaktadır. Bir kanadımızda işsizlik varken diğer kanadımızda da israf vardır. Devlet desteği ile bu boşluklar doldurulabilir ve insanlarımız iş sahibi olup üretim yapabilirler. Bu şekilde üretimde etkinlik, ülkemizde ise verimlilik sağlanmış olacaktır.

Bir anım…

1978 yılında Yüksek Öğretmen Okul’unu bitirdikten sonra Anadolu’nun bir iline öğretmen olarak atandım. O yıllarda sınav, mülakat ve atanamama diye bir sorun yoktu. Öğrencilik yıllarımızda okulun yakınında bir yerde köfte ekmek arabası olan bir devre arkadaşımızın atandığı okula gitmediğini öğrendim. Yanına gittim sordum. Neden öğretmenliğe başlamıyorsun diye. “Ne diye başlayayım öğretmenler 6000 TL civarında maaş alıyorlar. Ben bu köftecilikte ayda 15-20 bin TL kazanıyorum.” dediğinde hayret ettim. Öğretmenliğe başlamayan arkadaşlarımın günümüz şartlarında çok zengin olduklarını, bazılarımızın iş adamı olduğunu hayretle görüyorum. Atanamayan öğretmenlere ve diğer arkadaşlara tavsiyem yıllarca umutla bekleyip atanamayanlar olarak yaşlanmayın. Az çok demeden bir şekilde kendinize alan yaratın ve meslek edinin. Siz çabalayın, emin olun başarı gelecektir. Kırk yıl öğretmenlik yapmış birisi olarak bugün 3900 TL emeklilik maaşı ile açlık sınırında yaşamaktayım. Ama o dönem şartlarında öğretmenliğe başlamayıp kendi işlerini kuran arkadaşlarım çok güzel işler yaptı. Son söz olarak hemen bir işe başlayın, az çok demeyin, ufkunuzu açın, önünüze bakın. Emin olun çok başarılı olacaksınız. Saygılarımla.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: