Hukuk Kuralları

Hukuk kelimesi çok çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Ancak bu kelimenin herkesin anlayabileceği şekildeki en basit ve doğru tanımını şu şekilde ifade edebiliriz.

Hukuk dediğimiz şey hukuk kurallarının bir araya gelmesinden oluşmuş bir düzendir. Tabi ki de hukuku bu şekilde tanımlamakla iş bitmemektedir. Zira hukuk bu şekilde tanımlanırsa, tanım açıklayıcı olmaz ve arkasından diğer soru gelir. Peki ama bu hukuk kuralları dediğimiz şeyler nelerdir?

Öncelikle hatırlatalım ki, hukuk kuralları dediğimiz şey, dilbilgisi bakımından sözle veya yazı ile ifade edilen bir cümledir. Bir cümlenin hukuk kuralı olabilmesi için 4 şartı yetine getirmesi gerekir.

1- Öncelikle bir cümlenin hukuk kuralı olabilmesi için herhangi bir cümle olmaktan öteye gitmesi gerekir. En başta emir cümlesi olmalıdır. Buna göre “Bana bir bardak su getir.” bir hukuk kuralı mıdır? Elbette değildir. Çünkü bunun beraberinde yasakta içermesi gerekir. Peki cümlemizi revize edersek ve “Bana bir bardak su getir ve misafir bardaklarını kullanma çünkü misafir bardaklarını kullanmak yasaktır.” Aslında biliyor musunuz? Bu revize edilmiş hali, hukuk kuralı olmak için, ilk kriterimiz açısından artık uygun bir cümle. Çünkü emir ve yasak içermektedir. Emir ve yasağı aynı anda içermesi durumuna ise normatiflik denir. Ama tabi ki misafir bardaklarının kullanılmasının yasaklığıyla ilgili bir hukuk kuralımız yok. Demek ki normatif olmanın da ötesine gitmesi gerekmektedir.

2- Normatifliği aldık bir kenara koyduk ve dört kriteri sağlaması gereklidir dedik. Bunlardan ikincisi ise emir ve yasakların insana yönelik olması, insan davranışını düzenlemeyi amaçlaması durumudur. Yani hukuk kurallarının konusu bireydir. Daha hukuki bir ifadeyle, hukuk kurallarının muhatabı insandır. Demin verdiğimiz örnek cümle şimdilik ikinci kriterimizi de uymaktadır. O bir kenarda dursun. Önce şu anlamı çıkaralım. İnsan dışı varlıkların davranışıyla işimiz yok. Bardak insan dışı bir varlık olduğu için “Bardakcığım senin kullanılman yasak.” diyemeyiz.

3- Tamam bu iki kritere uydu ve bu misafir bardakları cümlesi hukuk kuralı olma yönünde ilerledi. Ama sanırım burada takıldı artık. Bir kuralın hukuk kuralı olabilmesi için bahsi geçen emir ve yasağın, bir kişi tarafından değil, devlet tarafından koyulması gerekir. Daha hukuki bir dille ifade edecek olursak, hukuk kurallarının koyucusu devletin yetkili organlarıdır. Tabi bu ifadeden şu çıkarılmamalıdır. Devletin her koyduğu kural hukuk kuralıdır diye düşünülemez.

4- Bu kuralların hukuk kuralı olması için uyulmaması halinde bir yaptırım bedeli olmalıdır. “Misafir bardaklarını kullanmak yasaktır. Kullanılması halinde bulaşık makinesine el konulacaktır.” gibi bir yaptırım uygulanmalıdır. Buna müeyyide denir. Eğer cümle şu şekilde olsaydı: “Misafir bardaklarını kullanan kişi 3 yıl hapse mahkum edilir.” cebir uygulanmış olacaktı. Burada cebir kişinin hayatına, hürriyetine, mal varlığına verilen bir cazadır. Yani müeyyide, devlet tarafından uygulanan bir cebirdir. Bu anlattıklarımızı daha hukuki bir dille ifade edecek olursak, bir emrin ve yasağın hukuk kuralı olabilmesi için cebir ile müeyyidelendirişmiş olması gerekir.

Özet olarak, hukuk kuralları emir ve yasak içerirler, insan davranışlarını düzenlemeye yöneliktirler, devletin yetkili organları tarafından konulurlar, cebri müeyyideyle süslenirler.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: